Belki kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir. Yoksa, hüsn-ü sûretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder.
Sözler, s. 584
***
..kadının—aile hayatında müdir-i dahilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan—en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sadakati kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azâbı çektirir.
24. Lem’a, 4. Hikmet
***
Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur. (...)
..kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslâha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür.
24. Lem’a, 2. Nükte
***
Eğer terbiye-i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur’âniye zînetiyle o cemâl güzelleştirilse; o fâni hüsün, mânen bâki kalacağı ve Cennette hûrilerin cemalinden daha şirin ve daha parlak bir tarzda kendine verileceği hadiste kat’iyetle sabittir. Eğer o güzelin zerre miktar aklı varsa, bu güzel ve parlak ve ebedî neticeyi elinden kaçırmayacak.
Gençlik Rehberi, s. 33
Lügatçe:
letâfet: Güzellik, hoşluk.
hüsn-ü sîret: Ahlâk güzelliği.
müdir-i dahilî: İç işleri idare eden.
saadet-i uhreviye: Ahiret mutluluğu.
saadet-i dünyeviye: Dünya
mutluluğu.
fıtrat: Yaratılış.
seciye: Karakter, huy, mizaç.
çare-i yegâne: Tek çare.
daire-i İslâmiye: İslâm dairesi.
câzibedar: Çekici, cezbedici.
cemâl: Güzellik.
cemâl-i şefkat: Şefkat güzelliği.
âhir: Son.
zaife: Zayıf kadın.
hüsn-ü sûret: Dış güzelliği, fizik
güzelliği.
zevâl: Sona erme.
âdâb-ı Kur’âniye: Kur’ân’ın terbiyesi.
hüsün: Güzellik.
yeniasya.com
Perşembe, Mayıs 15, 2008
Salı, Mart 11, 2008
DUA İLE...

Allahım! Senden yardım isteriz,günahlarımızı bağışlamanı isteriz,razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz.Sana inanırız,Sana tevbe eder,Sana güveniriz.Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek,Seni hayır ile överiz.Sana şükrederiz.Hiçbir nimetini inkar etmez,başkasından bilmeyiz.Nimetlerini inkar eden ve Sana karşı geleni bırakırız...
Allahım! Biz sadece Sana kulluk ederiz.Namazı Senin için kılar,ancak Sana secde ederiz.Yalnız Sana koşar ve Sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız.İbadetlerini sevinçle yaparız.Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz.Azabından korkarız,şüphesiz senin azabın kafirlere ve inançsızlara ulaşır...
Pazar, Şubat 24, 2008
KÜRTAJA HAYIR!!!
Doğumuna izin verdiğiniz o çocuk bendim...
Yatakta yatan adam başucunda duran genç doktora minnetle:
- Allah senden razı olsun evladım dedi. Bu ameliyatı yapmak için yurtdışından buraya kadar gelmeni, yaşadığım sürece unutmayacağım.
Ameliyat edilen hasta, büyük bir hastanenin başhekimiydi. Tedavisi sadece yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, çoğu öğrencisi olan diğer doktorlar onun böyle bir yolculuğa dayanamıyacağını düşünmüşler ve az bir kurtarma ümidine rağmen bu işi üstlenmeye karar vermişlerdi. Fakat o hastalığın sayılı uzmanlarından olan bu genç doktor, nereden haber almışsa ve bir hızır gibi yurt dışından yatişip başarılı bir ameliyatı gerçekleştirmişti.
Yaşlı doktor, yattığı yerden genç doktorun elini tutuyor ve onu bırakmamak için durmadan konuşuyordu. O elleri okşar gibi sıvazlarken:
- Ben doğum uzmanıyım, diye devam etti. Çok zaman önce bir hastamın karnındaki bebeğinin sakat olduğunu anlamış, onun bu şekilde doğup yaşamasındansa, yaygın olan anlayışa kapılarak bir an öldürmeyi düşünmüş, ancak, kıyamayıp doğmasına karar vermiştim. Sapasağlam yavruları bile ana rahminde öldürenlere inat, onun yaşamasını istediğim için ve hayatımda bildiğim bu tek iyiliğime karşılık belki de Allah seni bana göndermiş olmalı, diye sözünü tamamladı.
Genç doktor, ellerini gevşetip biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken;
- Ben de öyle düşünüyorum efendim, diye gülümsedi. Doğumuna izin verdiğiniz o çocuk benim.
Milli Gazete
Yatakta yatan adam başucunda duran genç doktora minnetle:
- Allah senden razı olsun evladım dedi. Bu ameliyatı yapmak için yurtdışından buraya kadar gelmeni, yaşadığım sürece unutmayacağım.
Ameliyat edilen hasta, büyük bir hastanenin başhekimiydi. Tedavisi sadece yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, çoğu öğrencisi olan diğer doktorlar onun böyle bir yolculuğa dayanamıyacağını düşünmüşler ve az bir kurtarma ümidine rağmen bu işi üstlenmeye karar vermişlerdi. Fakat o hastalığın sayılı uzmanlarından olan bu genç doktor, nereden haber almışsa ve bir hızır gibi yurt dışından yatişip başarılı bir ameliyatı gerçekleştirmişti.
Yaşlı doktor, yattığı yerden genç doktorun elini tutuyor ve onu bırakmamak için durmadan konuşuyordu. O elleri okşar gibi sıvazlarken:
- Ben doğum uzmanıyım, diye devam etti. Çok zaman önce bir hastamın karnındaki bebeğinin sakat olduğunu anlamış, onun bu şekilde doğup yaşamasındansa, yaygın olan anlayışa kapılarak bir an öldürmeyi düşünmüş, ancak, kıyamayıp doğmasına karar vermiştim. Sapasağlam yavruları bile ana rahminde öldürenlere inat, onun yaşamasını istediğim için ve hayatımda bildiğim bu tek iyiliğime karşılık belki de Allah seni bana göndermiş olmalı, diye sözünü tamamladı.
Genç doktor, ellerini gevşetip biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken;
- Ben de öyle düşünüyorum efendim, diye gülümsedi. Doğumuna izin verdiğiniz o çocuk benim.
Milli Gazete
Perşembe, Şubat 21, 2008
SABAH KALKARKEN...

Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-i şerifler de buyuruldu ki:
(Sabah vaktindeki uyku rızka manidir.) [Beyhekî]
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlâkındandır. Gündüzün sonunda uyumak tenbelliktir.) [Şira]
(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)
Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)
Her sabah (Kendimin, aile efradımın rızkını helalden kazanıp, kimseye muhtaç olmamak, ibâdetlerimi uygun yapabilmek ve insanlığa hizmet edebilmek için işime gidiyorum.) diye niyet etmelidir!
Evden çıkarken Ayet-el kürsiyi, eve girerken de İhlas-ı şerifi okumalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim evinden çıkarken Ayet-el kürsi okursa, yetmiş melek, evine dönünceye kadar ona duâ ile istiğfar eder.) [Ey oğul ilmihali]
(Evinden çıkarken "Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah" diyen, tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizî]
(Eve girerken İhlas suresini okuyan, yoksulluk görmez.) [Tefsir-i Kurtubi]
islamiyet.gen.tr
Pazartesi, Şubat 11, 2008
Cumartesi, Ocak 19, 2008
AŞURE GÜNÜ'NÜN FAZİLETLERİ VE DUALARI

Muharremin Onuncu gününe Aşure Günü denir.
Bugüne özel bir saygı gösterilmelidir.
Zira Arşın hamili bulunan melekler o günün değerini bilirler.
Efendimiz buyurdular ki:
“İbrahim (a.s) Aşure günü doğmuştur. Allah O’nu Nemrud’un ateşinden Aşure Günü kurtarmıştır. Allah O’na doğru yolu Aşure Günü göstermiştir.”
O gün Cebrail (a.s), Mikail (a.s) ve İsrafil (a.s) ’ın, Arş ve Kürsün yaratıldığı gündür. Gökler, yer ve Cennet o gün yaratılmıştır. Tuba Ağacı Aşure Günü dikilmiştir. O günde kemal erbabının kendilerine vaad edilen mertebeye ulaşmış olmaları bugünün hayırlı, uğurlu ve bereketli bir gün olduğuna açık bir delildir.
Aşure Günü Namaz Kılmak
İbn-i Abbas’tan rivayet ediliyor :
“Kim aşure günü 4 rekat namaz kılar da her rekatında Fatih'dan sonra 50 İhlas Sûresi okursa, Allah-u Teala geçmiş ve gelecek 50 senelik günahlarını bağışlar ve Mele-i Ala'da Cennette onun için nurdan bir kürü bina eder.”
Aşure gecesini ibadet ile ihyâ etmek müstehabdır.
Aşure Günü Okunabilinecek Dualar
“Bismillâhirrahmânirrahîm
Sübhânellâhi mil’el miyzâni ve müntehel ılmi ve meblağar rıdâ ve ziyneten lâ melce-e ve lâ mence-e minellâhi illâ ileyhi. Sübânellâhi adedeş şef’ı vel vetri ve adede kelimâtit-tâmmâti bi rahmetihî esteğıysü lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym. Ve hüve hasbî ve ni’mel vekiylü ve ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr. Ve sallellâhu alâ seyyidinâ Muhammedin hayri halkıhî ve alâ âlihi ve sahbihî ecmeıyn.”
Bu dua hakkında, Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurdular:
“Muharrem Ayı’nın birinci ve onuncu günleri sabahleyin üç kere bu duayı okuyan kimseyi Cenab-ı Hak gelecek senenin Muharrem Ayı’na kadar bütün belalardan emin kılar.”
Aşure Günü Duası
“Allahumme mâ amiltü min amelin fî hâzihis-seneti mimmâ neheytenî anhü ve lem terdahû ve lem tenhehû, ve hamilte annî ve afevte ba’de kudratike alâ ukûbetî ve deavtenî ilet-tevbeti ba’de cür’etî alâ ma’sıyyetike, Allahümme innî estağfiruke minhü fağfirhü lî, ve mâ amiltü fîhâ mimmâ terdâhü ve ve’adtenî aleyhis-sevâbe, fetekabbelhü minnî velâ takta’ racâî minke yâ kerîmü.”
Meali:
“Allah’ım bu sene içerisinde işlediğim ve beni sakındırdığın şeylerden sakınmadığım, razı olmadığın ve hoşlanmadığın şeyler işledimse beni affeyle. Bana yüklediğin vazifelerden dolayı beni affettin ve beni tevbeye çağırdın, çeşitli günahlar yaptıktan sonra tevbemi kabul buyurdun. Allah’ım Sana istiğfar ederim, Senden bağışlamanı isterim. Beni bağışla, razı olduğun amellerden işledimse bana vaad ettiğin sevabı benden kabul et. Umudumu Senden kesme Kerîm olan Allahım.”
Aşure günü duası meşhurdur.
Peygamberimiz’in Aşure gününün önemi hakkında Hadis-i Şerifleri vardır.
Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor : “Aşure günü kim bir gün oruç tutarsa Firdevsi Ala’ya varis olur.”
Yine Efendimiz buyurdular ki : “ Aşure günü kim bir kere İhlâs Sûresini okursa, Cenab-ı Hak o kimseye rahmet nazarı ile bakar.”
Aşurenin mânâsı, “nurlu yaşamak” demektir.
Aşure Günü Oruç tutmak
Aşure günü oruç tutmak sünnettir.
Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki:
“Kim Aşure günü bir kişiye iftar ettirirse, tüm Ümmet-i Muhammedi iftar ettirmiş gibi ecre nail olur.”
“Aşure günü oruçla geçiren, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi ecre nail olur.”
“Bugünün fazlını arayın. Çünkü O, Allah’ın günlerin arasından seçtiği mübarek bir gündür. Kim bu günü oruçla geçirirse, Allah nezdinde bulunan melekler, nebîler, peygamberler, şehitler ve salihlerin ecrini verir. “
“Aşure sizden önceki peygamberlerin bayramıdır. O günü oruçla geçirin.”
“Aşure günü oruç tutun fakat bu hususta yahudilere muhalefet edin, bir gün önce ve bir gün de sonra tutun(Böylece 3 günü tamamlamış olursunuz).”
“Aşure gününün orucu bir senelik günahlara kefarettir.”
Üçaylar hikmet ve faziletleri/Arif Pamuk
Hanımlar.com
Çarşamba, Aralık 19, 2007
Perşembe, Aralık 06, 2007
NAMAZ
Namaz Yaradana karşı kulluk borcumuzdur..Dinin direğidir..Bedenen eda edilen bir ibadettir..Bunların haricinde namaz üzerine konuşulabilecek yüzlerce,binlerce konu var..Beden ve akıl sağlığımıza,yaşantımıza,işlerimize,kulluğumuza ya da şöyle diyelim ahiret hayatımıza ne gibi faydaları var hiç düşündünüz mü?
Yoksa;kılıyoruz ya neye yararsa yarar, diye mi düşünenlerdesiniz?
Ben size sohbetimiz de üzerine konuşulan 3 konudan,aklımda kaldığınca ve kendi düşüncelerimide ekleyerek paylaşmaya çalışayım..
Birincisi;namazın Allah cc. katındaki sevapları,kul olarak bize faydaları şüphesiz çok fazla..Ama bilir misiniz ki,Allah-u Teala namaz kılan bir kişeye,namaz kıldığı zamanların dışanda da ibadet etmiş sevabı veriyor.Toplarsak; beş vakit namazın hepsi yaklaşık 1 saate tekabül eder.Düşünün ki,siz o kıldığınız namaz ile diğer 23 saati de ibadet etmiş gibi sevap ve nimet sahibi oluyorsunuz.Yemek yiyorsunuz sevap,uyuyorsunuz,işlerinizi görüyorsunuz,çocuklarınız ve eşiniz için yemek hazırlıyorsunuz vs. vs..sevap…Ne büyük bir nimet,kazanç..hiç dünya da yaptığınız bir iş için size fazladan bir ödül veren var mı?Ve bu ödül hergün,her saat için geçerli…Böyle bir şeyi istesen “anan güzel mi senin”demezler mi? Şaka bir yana;Cenab-ı Hak,bizlere böyle bir şans vermişken niye değerlendirmeyelim..Enayilik olmaz mı bu?Allah cc. Bizlere 24 saat,24 altın vermiş..ve sadece birini Benim için harca gerisi senin diyor..Bunun bilincine varmak lazım…
İkincisi;namaz kılarken yapılan hareketlerin de bir anlamı olduğu..Şöyle ki;Cenab-ı Hak, yaradılan her varlığın kendine has beden dili ile yaptıkları ibadetlere,bizler acizane namaz kılarken nail oluyoruz..Allah-u Ekber diyerek namaza durunca,ayaktayken dağlar gibi,ağaçlar gibi, ayakda dik olarak yaratılan tüm varlıklar gibi sevap kazanıyoruz.
Eğiliyoruz;kediler,köpekler,atlar gibi,eğilerek yaşayan canlı cansız her şeyin beden diliyle ettikleri sevapları kazanıyoruz.Secdeye kapanıyoruz,Allah cc. emriyle ömrü yerde geçen,sürünen hayvan,bitki akla ne geliyorsa..beden dilleriyle yaptıkları ibadetin sevabını kazanıyoruz..Ne muhteşem bir şey değil mi?
Üçüncüsü de;bilinir ki namaz Cenab-ı Hakk’a kulluk görevlerimizden biridir.Yerine ve zamanına göre, biz sefil kullara eziyet gibi de gelebiliyor.Lakin bilmiyoruz ki namaz bizlere hediye..Sevgili Peygamberimizin Mirac’a çıkıp,Cenab-ı Hakk’ın huzuruna varınca; Allah cc. Peygamberimize bir hediye vermek istemesiyle ve Peygamberimizin; “ümmetimin de faydalanabileceği bir hediye olsun” isteğiyle bahşolunmuş bir hediye…Sizler,hayatınız da size verilen hediyeyi geri çerir misiniz?Sevine sevine alırsınız değil mi? O zaman bizlere verilen bu hediyenin kıymetini bilelimJ
Bilahâra bir şeyi de, iyi bilmek lazım..Neyi,kimin için,nasıl yapıyoruz.Bir iş yaparken,yüzümüzü kara çıkarmamak,övgü almak adına itina gösteririz..Peki bu itinayı; ibadetlerimize ihtiyacı olmadığı halde,karşılıksız olarak sayısız ödül ve kazanç sağlayan bizi yaratan Varlığa niye göstermeyiz..Yaptığımız iş de eleştiri aldığımız da nasıl utanırız değil mi?..Pekiii Allah cc.’nin huzuruna varınca utanmıyacakmıyız….
Rabbim cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın….
Bu arada;haya-edep başlıklı yazımda bir soru sormuştum..Niyetim, bilmesek bile araştırmaya vesile olup,din adına küçük birşeyin burda öğrenilmesini sağlamaktı.Hala bi meraklı çıkmadı ama:((( Sabırla bekliyorum:))
Yoksa;kılıyoruz ya neye yararsa yarar, diye mi düşünenlerdesiniz?
Ben size sohbetimiz de üzerine konuşulan 3 konudan,aklımda kaldığınca ve kendi düşüncelerimide ekleyerek paylaşmaya çalışayım..
Birincisi;namazın Allah cc. katındaki sevapları,kul olarak bize faydaları şüphesiz çok fazla..Ama bilir misiniz ki,Allah-u Teala namaz kılan bir kişeye,namaz kıldığı zamanların dışanda da ibadet etmiş sevabı veriyor.Toplarsak; beş vakit namazın hepsi yaklaşık 1 saate tekabül eder.Düşünün ki,siz o kıldığınız namaz ile diğer 23 saati de ibadet etmiş gibi sevap ve nimet sahibi oluyorsunuz.Yemek yiyorsunuz sevap,uyuyorsunuz,işlerinizi görüyorsunuz,çocuklarınız ve eşiniz için yemek hazırlıyorsunuz vs. vs..sevap…Ne büyük bir nimet,kazanç..hiç dünya da yaptığınız bir iş için size fazladan bir ödül veren var mı?Ve bu ödül hergün,her saat için geçerli…Böyle bir şeyi istesen “anan güzel mi senin”demezler mi? Şaka bir yana;Cenab-ı Hak,bizlere böyle bir şans vermişken niye değerlendirmeyelim..Enayilik olmaz mı bu?Allah cc. Bizlere 24 saat,24 altın vermiş..ve sadece birini Benim için harca gerisi senin diyor..Bunun bilincine varmak lazım…
İkincisi;namaz kılarken yapılan hareketlerin de bir anlamı olduğu..Şöyle ki;Cenab-ı Hak, yaradılan her varlığın kendine has beden dili ile yaptıkları ibadetlere,bizler acizane namaz kılarken nail oluyoruz..Allah-u Ekber diyerek namaza durunca,ayaktayken dağlar gibi,ağaçlar gibi, ayakda dik olarak yaratılan tüm varlıklar gibi sevap kazanıyoruz.
Eğiliyoruz;kediler,köpekler,atlar gibi,eğilerek yaşayan canlı cansız her şeyin beden diliyle ettikleri sevapları kazanıyoruz.Secdeye kapanıyoruz,Allah cc. emriyle ömrü yerde geçen,sürünen hayvan,bitki akla ne geliyorsa..beden dilleriyle yaptıkları ibadetin sevabını kazanıyoruz..Ne muhteşem bir şey değil mi?
Üçüncüsü de;bilinir ki namaz Cenab-ı Hakk’a kulluk görevlerimizden biridir.Yerine ve zamanına göre, biz sefil kullara eziyet gibi de gelebiliyor.Lakin bilmiyoruz ki namaz bizlere hediye..Sevgili Peygamberimizin Mirac’a çıkıp,Cenab-ı Hakk’ın huzuruna varınca; Allah cc. Peygamberimize bir hediye vermek istemesiyle ve Peygamberimizin; “ümmetimin de faydalanabileceği bir hediye olsun” isteğiyle bahşolunmuş bir hediye…Sizler,hayatınız da size verilen hediyeyi geri çerir misiniz?Sevine sevine alırsınız değil mi? O zaman bizlere verilen bu hediyenin kıymetini bilelimJ
Bilahâra bir şeyi de, iyi bilmek lazım..Neyi,kimin için,nasıl yapıyoruz.Bir iş yaparken,yüzümüzü kara çıkarmamak,övgü almak adına itina gösteririz..Peki bu itinayı; ibadetlerimize ihtiyacı olmadığı halde,karşılıksız olarak sayısız ödül ve kazanç sağlayan bizi yaratan Varlığa niye göstermeyiz..Yaptığımız iş de eleştiri aldığımız da nasıl utanırız değil mi?..Pekiii Allah cc.’nin huzuruna varınca utanmıyacakmıyız….
Rabbim cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın….
Bu arada;haya-edep başlıklı yazımda bir soru sormuştum..Niyetim, bilmesek bile araştırmaya vesile olup,din adına küçük birşeyin burda öğrenilmesini sağlamaktı.Hala bi meraklı çıkmadı ama:((( Sabırla bekliyorum:))
Salı, Aralık 04, 2007
Cuma, Kasım 16, 2007
HAYA-EDEP
Haya nedir?
Utanmak,ar edinmek…Peki neden,kimden…Konudan,komşudan,arkadaştan…falandan filandan……Evet,bu kısmen doğru…
Haya 2 tanedir.
Birincisi; yazdığım gibi, dostta,arkadaşa,komşuya,muhatap olduğunuz herhangi bir kişiye karşı duyduğumuz haya…Buna,fıtri haya denir.Allah-u Teala’nın; doğarken her kuluna nasip ve hediye ettiği fıtri haya ile kendimize çeki düzen verir,edepsizliğe düşmekten kendimizi koruruz..
Lakin nereye kadar…Bir vakit sonra,bu hayayı besleyemez,kuvvetlendirmez isek edep ile edepsizliği ayıramaz hale geliriz.
Burada;ikinci haya olan,imani haya devreye girer.İmani haya;yaradılışla kazananılan bir haya değildir..Din ile kuvvetli bir iman ile kazanılır…Ve böylece;asıl duymamız gereken hayayı,Cenab-ı Hak’a karşı duymamız gereken utanma duygusunu kazanmış oluruz.
Yaradışılımız da ki benliğimizde varolan fıtri hayayı besleyen ve kuvvetlendiren,imani hayadır.Eğer ki fıtri hayamızı beslemezsek,zayıflar güçsüzleşir ve Allah korusun: “ar damarı yırtılmış” tabiriyle karşı karşıya kalırız.Önceleri anormal gelen şeyler,normal görünmeye başlar.Buna verebileceğimiz en güzel örnek de;Müslüman kimliğiyle dışarı da dolaşan bayanlar... “Amannn zamana ayak uydurmak gerek” düşüncesiyle verilen tavizler,rahat tavırlar vs. vs…
Velhasıl;insan irade sahibiyse,ne yapması gerektiğini de biliyorsa,başta Cenab-ı Hak’tan ve herkesten haya duymalı,edepli ve terbiyeli olmalıdır.Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde: “Her dinin bir ahlakı vardır,İslam dinin ahlakı ise hayadır.” demiştir.Rabbim; cümlemizi, hakkıyla kazanan ve uygulayanlardan eylesin…
Sizlere bir sorum olacak…Biliriz ki;Sevgili Peygamberimiz yaradılmışların en güzeli,en yücesi olandır.
Güzel olan her şey onda toplanmışdır.Haya ve edep abidesi de O’dur.
Pekiii…..
O’ndan sonra kim gelir???
Not:Oturduğum site içinde çarşamba günleri yapılan sohbetlere katılmaya başladım.Bu hafta bu konudan bahsedildi..Aklımda kalanları kısaca burada paylaşmak istedim:))
Cumanız mübarek olsun..
Utanmak,ar edinmek…Peki neden,kimden…Konudan,komşudan,arkadaştan…falandan filandan……Evet,bu kısmen doğru…
Haya 2 tanedir.
Birincisi; yazdığım gibi, dostta,arkadaşa,komşuya,muhatap olduğunuz herhangi bir kişiye karşı duyduğumuz haya…Buna,fıtri haya denir.Allah-u Teala’nın; doğarken her kuluna nasip ve hediye ettiği fıtri haya ile kendimize çeki düzen verir,edepsizliğe düşmekten kendimizi koruruz..
Lakin nereye kadar…Bir vakit sonra,bu hayayı besleyemez,kuvvetlendirmez isek edep ile edepsizliği ayıramaz hale geliriz.
Burada;ikinci haya olan,imani haya devreye girer.İmani haya;yaradılışla kazananılan bir haya değildir..Din ile kuvvetli bir iman ile kazanılır…Ve böylece;asıl duymamız gereken hayayı,Cenab-ı Hak’a karşı duymamız gereken utanma duygusunu kazanmış oluruz.
Yaradışılımız da ki benliğimizde varolan fıtri hayayı besleyen ve kuvvetlendiren,imani hayadır.Eğer ki fıtri hayamızı beslemezsek,zayıflar güçsüzleşir ve Allah korusun: “ar damarı yırtılmış” tabiriyle karşı karşıya kalırız.Önceleri anormal gelen şeyler,normal görünmeye başlar.Buna verebileceğimiz en güzel örnek de;Müslüman kimliğiyle dışarı da dolaşan bayanlar... “Amannn zamana ayak uydurmak gerek” düşüncesiyle verilen tavizler,rahat tavırlar vs. vs…
Velhasıl;insan irade sahibiyse,ne yapması gerektiğini de biliyorsa,başta Cenab-ı Hak’tan ve herkesten haya duymalı,edepli ve terbiyeli olmalıdır.Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde: “Her dinin bir ahlakı vardır,İslam dinin ahlakı ise hayadır.” demiştir.Rabbim; cümlemizi, hakkıyla kazanan ve uygulayanlardan eylesin…
Sizlere bir sorum olacak…Biliriz ki;Sevgili Peygamberimiz yaradılmışların en güzeli,en yücesi olandır.
Güzel olan her şey onda toplanmışdır.Haya ve edep abidesi de O’dur.
Pekiii…..
O’ndan sonra kim gelir???
Not:Oturduğum site içinde çarşamba günleri yapılan sohbetlere katılmaya başladım.Bu hafta bu konudan bahsedildi..Aklımda kalanları kısaca burada paylaşmak istedim:))
Cumanız mübarek olsun..
Çarşamba, Ekim 17, 2007
İKİ ŞEY
İki şey seni "vasıflı insan "yapar:1.. İradeye hâkim olmak2.. Uyumlu olmak
İki şey sana "değer" katar:1.. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak2.. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey seni geri bırakır:1.. Kararsızlık2.. Cesaretsizlik
İki şey seni kâşif yapar:1.. Vasıflı çevre2.. Birazcık delilik
İki şey senin ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:1.. Baskın yeteneği bulmak2.. Cidden sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:1.. Ustalardan ustalığı öğrenmek2.. Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:1.. Niyetin saf (halis) olması2.. Ruhsal farkındalık
İki şey seni milyonlarca insanlardan ayırır:1.. Problemin değil çözümün parçası olmak2.. Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı)bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller:1.. Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat, tefrit)2.. Felaket odaklılık
İki şey çözüm getirir:1.. Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha değil!)2.. Sükût (susmak)
İki şey "kalitesiz insan"ın özelliğidir:1.. Şikâyetçilik2.. Gıybet, dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:1.. Bakış açısını değiştirmek2.. Empati yapmak (muhatabın yerine kendini koymak)
İki şey yanlış yapmanı engeller:1.. Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek2.. Kul hakkından korkmak
İki şey seni gözden düşürür:1.. Demagoji (laf kalabalığı)2.. Böbürlenme (övme, vazgeçilmez gösterme vs .)
İki şey sana "değer" katar:1.. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak2.. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey seni geri bırakır:1.. Kararsızlık2.. Cesaretsizlik
İki şey seni kâşif yapar:1.. Vasıflı çevre2.. Birazcık delilik
İki şey senin ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:1.. Baskın yeteneği bulmak2.. Cidden sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:1.. Ustalardan ustalığı öğrenmek2.. Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:1.. Niyetin saf (halis) olması2.. Ruhsal farkındalık
İki şey seni milyonlarca insanlardan ayırır:1.. Problemin değil çözümün parçası olmak2.. Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı)bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller:1.. Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat, tefrit)2.. Felaket odaklılık
İki şey çözüm getirir:1.. Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha değil!)2.. Sükût (susmak)
İki şey "kalitesiz insan"ın özelliğidir:1.. Şikâyetçilik2.. Gıybet, dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:1.. Bakış açısını değiştirmek2.. Empati yapmak (muhatabın yerine kendini koymak)
İki şey yanlış yapmanı engeller:1.. Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek2.. Kul hakkından korkmak
İki şey seni gözden düşürür:1.. Demagoji (laf kalabalığı)2.. Böbürlenme (övme, vazgeçilmez gösterme vs .)
Pazartesi, Ekim 08, 2007
KADİR GECENİZ MÜBAREK OLA!!!
Pazartesi, Eylül 24, 2007
Perşembe, Eylül 20, 2007
BÜYÜMÜŞÜM:))
Selamün aleyküm…
Yaşadığımız mübarek günlerin tatlı telaşına, bir de okul telaşeleri katıldı..Oğlum 4. sınıfa, kızım ise anaokuluna başladı..Farklı bir heyecan yaşıyorum..İki evladım da okullu oldu..
Şöyle bi düşününce günler nasıl geçiyor..Hatta yıllar..Bir nefeslik..Sağından soluna döner gibi..Hatırlayınca, herşey sanki daha dün gibi..Lakin..Takvime bakınca aylar,yıllar geçmiş…Kızım daha dün doğmuş gibiydi..Hatta oğlum da..Güleceksiniz bana ama bazen bakıyorum,yaw bunlar kim ki,ben gerçekten onların annelerimiyim..Daha ben dün; dışarıda arkadaşlarımla, istop,yakan top,saklambaç ve ismini kendimiz koyduğumuz şebek tedini oynuyordum.Daha dün bakkaldan turbo sakızımı,kavutumu,vanilyalı gofretimi ve çay bardağıyla ölçülen külahdaki çekirdeğimi alıp,kot pantolonumun cebini davul gibi şişirircesine doldurup oyunuma devam ediyordum.
Nerden,ne zaman geldiler bunlar..
Şaşılacak şey…
Bir anda mı herşey bu hale geldi..
Ne yaptım, ne ettim…
Herşey masal gibi…
Neyse..Şükür halimize..Şükür Elhamdülillah.. Rabbim acı keder göstermesin..Cümleyle beraber..Evlatlarımın akıllanıp,imanlı ve hayırlı evlatlar olduğu günleri de göstersin..
Kızım şimdilik çok mutlu..Beni çok şaşırttı.Bi hevesle gittikten sonra vazgeçip,kalmak istemeyeceğini düşünmüştüm..Sınıfa girince sanki beni unutuyor..Değil arkamdan ağlamak..
Beslenmesini de silip süpürüp getiriyor:)Oğlum mutlaka az bir şey bırakırdı..Maaşallah Barikallah diyeyim hemen;))
Daha 4 yaşında olduğu için ben götürüp getiriyorum..Abiye pek güvenemiyorum..Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.Bu arada bana da spor oluyor:)
Üç gündür eve gelip de boş evi görünce,işte bu sefer kendimi büyümüş hissettim..Evet evet;yılların nasıl geçtiğini anlayamayan ben, büyüdüğümü hissettim..Sevinmeli miyim, üzülmeli miyim bilemiyorum..Rabbim yaşattığına göre vardır bunda da bir hayır;)
:)))))
Aslında ben, bakkaldan külahla çekirdek alamadığım gün anlamalıydımmm:S
Yaşadığımız mübarek günlerin tatlı telaşına, bir de okul telaşeleri katıldı..Oğlum 4. sınıfa, kızım ise anaokuluna başladı..Farklı bir heyecan yaşıyorum..İki evladım da okullu oldu..
Şöyle bi düşününce günler nasıl geçiyor..Hatta yıllar..Bir nefeslik..Sağından soluna döner gibi..Hatırlayınca, herşey sanki daha dün gibi..Lakin..Takvime bakınca aylar,yıllar geçmiş…Kızım daha dün doğmuş gibiydi..Hatta oğlum da..Güleceksiniz bana ama bazen bakıyorum,yaw bunlar kim ki,ben gerçekten onların annelerimiyim..Daha ben dün; dışarıda arkadaşlarımla, istop,yakan top,saklambaç ve ismini kendimiz koyduğumuz şebek tedini oynuyordum.Daha dün bakkaldan turbo sakızımı,kavutumu,vanilyalı gofretimi ve çay bardağıyla ölçülen külahdaki çekirdeğimi alıp,kot pantolonumun cebini davul gibi şişirircesine doldurup oyunuma devam ediyordum.
Nerden,ne zaman geldiler bunlar..
Şaşılacak şey…
Bir anda mı herşey bu hale geldi..
Ne yaptım, ne ettim…
Herşey masal gibi…
Neyse..Şükür halimize..Şükür Elhamdülillah.. Rabbim acı keder göstermesin..Cümleyle beraber..Evlatlarımın akıllanıp,imanlı ve hayırlı evlatlar olduğu günleri de göstersin..
Kızım şimdilik çok mutlu..Beni çok şaşırttı.Bi hevesle gittikten sonra vazgeçip,kalmak istemeyeceğini düşünmüştüm..Sınıfa girince sanki beni unutuyor..Değil arkamdan ağlamak..
Beslenmesini de silip süpürüp getiriyor:)Oğlum mutlaka az bir şey bırakırdı..Maaşallah Barikallah diyeyim hemen;))
Daha 4 yaşında olduğu için ben götürüp getiriyorum..Abiye pek güvenemiyorum..Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.Bu arada bana da spor oluyor:)
Üç gündür eve gelip de boş evi görünce,işte bu sefer kendimi büyümüş hissettim..Evet evet;yılların nasıl geçtiğini anlayamayan ben, büyüdüğümü hissettim..Sevinmeli miyim, üzülmeli miyim bilemiyorum..Rabbim yaşattığına göre vardır bunda da bir hayır;)
:)))))
Aslında ben, bakkaldan külahla çekirdek alamadığım gün anlamalıydımmm:S
Perşembe, Eylül 13, 2007
HAYIRLI RAMAZANLAR!!..
Tüm İslam aleminin, Ramazan-ı Şerif'i mübarek olsun..Cenab-ı Hak; cümlemizi,bu ayın sevaplarına mazhar olmayı nasip etsin..Kıldığımız namazı,tuttuğumuz orucu,okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'i ve verdiğimiz sadakaları, huzurunda kabul görenlerden eylesin..Hayırlı ameller ile meşgul olmamıza vesile eylesin..Peygamberimizin Şefaatine erişebilmeyi cümlemize nasip etsin..Amin..
Hayırlı Ramazanlar..

SEVERİİMM!!!!
SEVERİİMM!!!!!
Güzel arkadaşım Ecemsu, beni çok hoş bi oyuna davet etmiş…Oyunun çıkış kaynağına kadar gidip herkesi tek tek okudum..Ve çok hoşuma gitti..Herkeste kendimden bir parça buldum..Hele hele.. en komiği;bir arkadaşın bahsettiği, yatağa yatarken çorapla yatıp,yatarken çorabı ayaklarınızla çıkararak,o tatlı serinliğin mutluluğunu yaşamak:p
Bu konuda eşim hep beni ayıplamıştır.Hiç çorapla yatılır mı diye..Üşümekten aklı giden biri için abartılı ve ayıp birşey gibi gelmiyor amaa:))
Neyse; gelelim diğer severimlere…
Severim,çocukluğumdan beri evde yalnız kalmasını çok severim..evin orasını burasını, her seferinde ne olduğunu bildiğim halde karıştırmaktan çok büyük zevk alırdım..Şimdi ise yalnız kalınca huzuru buluyorum..Şamatayı kafam hiç götürmüyor:p
Severim, ibadetlerimi vaktinde yaptıktan sonra ki huzuru, misafirlerimi geçirdikten sonraki yorgunlukla karışık rahatlığı,çocuklarımı gece uyuttuktan sonraki evin sessizliğini,pişirdiğim yemeğin ertesi güne kalmadan yenmesini,yıkadığım çamaşırların ütülenip yerlerine konulduğu zamanları, güzel dostlarla güzel sohbetler etmesini çok çok severim.
Severim,ananemi,demini almış çayı,yaramazlarımın tamam anneciğim dedikleri anları(nadir oluyorda),eşimle gece sohbetlerini, başladığım herhangi bir işin sonucunu görüp takdir görmeyi ve alakasız olacak ama alman kurtlarını çok severim:D
Şimdilik aklıma gelenler bu kadar..
Ben de bu oyunu; yüreğinde beslediği güzellikleriyle, tanımadığı insanlara bile faydalı olabilen iyi niyetli arkadaşım Eda ile,ebelersem belki yazmaya başlar temennisiyle sevgili Bahar'la, hem anneliği hem de öğrenciliği hakkıyla yerine getirerek takdir edip imrendiğim sevgili Arzu ile devam ettirmek istiyorum..Katılırlar ise şeref ve mutluluk duyarım..
Güzel arkadaşım Ecemsu, beni çok hoş bi oyuna davet etmiş…Oyunun çıkış kaynağına kadar gidip herkesi tek tek okudum..Ve çok hoşuma gitti..Herkeste kendimden bir parça buldum..Hele hele.. en komiği;bir arkadaşın bahsettiği, yatağa yatarken çorapla yatıp,yatarken çorabı ayaklarınızla çıkararak,o tatlı serinliğin mutluluğunu yaşamak:p
Bu konuda eşim hep beni ayıplamıştır.Hiç çorapla yatılır mı diye..Üşümekten aklı giden biri için abartılı ve ayıp birşey gibi gelmiyor amaa:))
Neyse; gelelim diğer severimlere…
Severim,çocukluğumdan beri evde yalnız kalmasını çok severim..evin orasını burasını, her seferinde ne olduğunu bildiğim halde karıştırmaktan çok büyük zevk alırdım..Şimdi ise yalnız kalınca huzuru buluyorum..Şamatayı kafam hiç götürmüyor:p
Severim, ibadetlerimi vaktinde yaptıktan sonra ki huzuru, misafirlerimi geçirdikten sonraki yorgunlukla karışık rahatlığı,çocuklarımı gece uyuttuktan sonraki evin sessizliğini,pişirdiğim yemeğin ertesi güne kalmadan yenmesini,yıkadığım çamaşırların ütülenip yerlerine konulduğu zamanları, güzel dostlarla güzel sohbetler etmesini çok çok severim.
Severim,ananemi,demini almış çayı,yaramazlarımın tamam anneciğim dedikleri anları(nadir oluyorda),eşimle gece sohbetlerini, başladığım herhangi bir işin sonucunu görüp takdir görmeyi ve alakasız olacak ama alman kurtlarını çok severim:D
Şimdilik aklıma gelenler bu kadar..
Ben de bu oyunu; yüreğinde beslediği güzellikleriyle, tanımadığı insanlara bile faydalı olabilen iyi niyetli arkadaşım Eda ile,ebelersem belki yazmaya başlar temennisiyle sevgili Bahar'la, hem anneliği hem de öğrenciliği hakkıyla yerine getirerek takdir edip imrendiğim sevgili Arzu ile devam ettirmek istiyorum..Katılırlar ise şeref ve mutluluk duyarım..
Cumartesi, Eylül 08, 2007
KALDIĞIMIZ YERDEN...
Selamün Aleyküm..
Efendimm..Arayı baya bir açınca, nasıl bir giriş yapacağımı da bilemiyorum.İnşaallah
Cenab-ı Hak cümleye, verimli bir tatil geçirmelerini nasip etmiştir.
En son postumda da bahsettiğim gibi okulların kapandığının üçüncü günü, erken bir haberle apar topar Trabzona gittim.Bir ay kadar orada kaldım.Küçücük bir bebeğimiz oldu.Ani gelişi ile bütün aileyi şaşırttı yumurcak..Yumuşak yumuşak sevip okşadık …Ayrılmamız çok zor olduL.(Resmi 2 sene evvel gittiğimde çekmiştim.Bu sefer şehir dışına çıkmaya fırsat olmadı)
Sonra evime dönünce,ufak tefek ev temizliği,kış için reçeller şudur budur derken 2-3 haftamı da öyle geçirdim.
Ardından bir haftalık bir tatil… mi diyeyim size, yorgunlukların üstüne daha bir yorgunluk mu:p
Ve onun ardından yine kışlık çeşitli turşular,domates rendeleri,fasulyeler,patlıcanlar,biberler vs.vs..hazırlanışı. Hep boğaza hizmet:p
Bu arada oğlumun erkekliğe adım atmasının telaşesi..Allah nasip ederse düğünümüz seneye..
İşte benim tatilim kısaca böyle koşuşturmaca ile geçti.Şükür Elhamdülillah…
*****************
Berat kandilinde bir post yazıp, o günlere ait uyguladığım dua şeklini paylaşmayı istemiştim..fakat nasip olamadı..Memletekete 3-4 günlük bir geziden, kandil günü akşam saat 9’da geldim.Geç kaldığım için yazmaktan vazgeçmiştim..ama sonra düşündüm, seneye yazmayı beklersem belki ömrüm yetmez,yazayım da ilgilenenler belki bir kenara not ederler;)
Bu yazdıklarım Şaban ayının 13. gecesinden başlayarak,14. ve 15. yani kandil günü de dahil;akşam ile yatsı arasında okunuyor.
Akşam namazınızı kıldıktan sonra;
-“Niyet ettim Yarabbi Senin Rıza-ı Şerifin için hayırlısı ile ömrümün uzun olması için” deyip Yasin suresi’ni okuyorsunuz.Ardından üç kere Berat gecesi duasını:
Allahümme in künte ketebte ismi şâkiyyen fi divânil eşkiyâi femhuhü vektübni fi divanissüadâi ve in künte ketebte ismi sâiden fi divânissüadâi fesbithü feinneke kulte fi kitâbülkelkerim.Yemhullâhü mâ yeşâ ve nüsbitü ve indehu ümmülkitâb.
-“Niyet ettim Yarabbi Senin Rıza-i Şerifin için üzerime gelecek belaların kazaların def olması için”diyerek yine bir Yasin suresi ve 3 kere Berat duası okunur.
-“Niyet ettim Yarabbi hayırlısıyla bol ve helal rızkımızın olması için” deyip üçüncü ve son olarak Yasin ve 3 defa Berat duası okunur.
Ardından 3 defa Duhan suresi,Fetih suresi,Tebareke ve Amme suresi,Amme’nin ardından gelen Venneziati suresi ve Kur-an’ı Kerim’de 30. cüz’ün sonlarına doğru olan Vedduha diye başlayan sureden sonuna kadar yani Nas suresine kadar okunur.
Ardından bilinen ve arzu edilen dualar okunup, bağışlanır..
Efendimm..Arayı baya bir açınca, nasıl bir giriş yapacağımı da bilemiyorum.İnşaallah
Cenab-ı Hak cümleye, verimli bir tatil geçirmelerini nasip etmiştir.
En son postumda da bahsettiğim gibi okulların kapandığının üçüncü günü, erken bir haberle apar topar Trabzona gittim.Bir ay kadar orada kaldım.Küçücük bir bebeğimiz oldu.Ani gelişi ile bütün aileyi şaşırttı yumurcak..Yumuşak yumuşak sevip okşadık …Ayrılmamız çok zor olduL.(Resmi 2 sene evvel gittiğimde çekmiştim.Bu sefer şehir dışına çıkmaya fırsat olmadı)
Sonra evime dönünce,ufak tefek ev temizliği,kış için reçeller şudur budur derken 2-3 haftamı da öyle geçirdim.
Ardından bir haftalık bir tatil… mi diyeyim size, yorgunlukların üstüne daha bir yorgunluk mu:p
Ve onun ardından yine kışlık çeşitli turşular,domates rendeleri,fasulyeler,patlıcanlar,biberler vs.vs..hazırlanışı. Hep boğaza hizmet:p
Bu arada oğlumun erkekliğe adım atmasının telaşesi..Allah nasip ederse düğünümüz seneye..
İşte benim tatilim kısaca böyle koşuşturmaca ile geçti.Şükür Elhamdülillah…
*****************
Berat kandilinde bir post yazıp, o günlere ait uyguladığım dua şeklini paylaşmayı istemiştim..fakat nasip olamadı..Memletekete 3-4 günlük bir geziden, kandil günü akşam saat 9’da geldim.Geç kaldığım için yazmaktan vazgeçmiştim..ama sonra düşündüm, seneye yazmayı beklersem belki ömrüm yetmez,yazayım da ilgilenenler belki bir kenara not ederler;)
Bu yazdıklarım Şaban ayının 13. gecesinden başlayarak,14. ve 15. yani kandil günü de dahil;akşam ile yatsı arasında okunuyor.
Akşam namazınızı kıldıktan sonra;
-“Niyet ettim Yarabbi Senin Rıza-ı Şerifin için hayırlısı ile ömrümün uzun olması için” deyip Yasin suresi’ni okuyorsunuz.Ardından üç kere Berat gecesi duasını:
Allahümme in künte ketebte ismi şâkiyyen fi divânil eşkiyâi femhuhü vektübni fi divanissüadâi ve in künte ketebte ismi sâiden fi divânissüadâi fesbithü feinneke kulte fi kitâbülkelkerim.Yemhullâhü mâ yeşâ ve nüsbitü ve indehu ümmülkitâb.
-“Niyet ettim Yarabbi Senin Rıza-i Şerifin için üzerime gelecek belaların kazaların def olması için”diyerek yine bir Yasin suresi ve 3 kere Berat duası okunur.
-“Niyet ettim Yarabbi hayırlısıyla bol ve helal rızkımızın olması için” deyip üçüncü ve son olarak Yasin ve 3 defa Berat duası okunur.
Ardından 3 defa Duhan suresi,Fetih suresi,Tebareke ve Amme suresi,Amme’nin ardından gelen Venneziati suresi ve Kur-an’ı Kerim’de 30. cüz’ün sonlarına doğru olan Vedduha diye başlayan sureden sonuna kadar yani Nas suresine kadar okunur.
Ardından bilinen ve arzu edilen dualar okunup, bağışlanır..
Rabbim cümlemizin dualarını kabul görenlerden eylesin..
Sevgi ve selamlar..
Salı, Haziran 26, 2007
SOBE İLE MOLA....
Sevgili arkadaşım Ayşe bir süre evvel beni takıntılarım hakkında sobelemişti..Lakin fırsat bulup cevaplayamadım:( Özür dilerim canım...
1)Öncelikle bende de kahverengi takıntısı vardır.Kıyafetlerimin % 80'i kahve tonlarındadır.Bu yüzden kayınvalidem bana kızar;kendini illa yaşlıya çeviriyorsun, diye:)
2)Kıyafetlerden konu açılmışken,çamaşırları kesinlikle gece dışarda bırakmam..Kışın hava kirliliğinden zaten evde kuruturum,yazın ise gece yıkasam bile sermek için sabahı beklerim...huy işte:p
3)Simetriye çok dikkat ederim..Herşey belli bir düzende ve de şekilde olmalı...Yoksa gözüme batar durur...
4)Yaptığım ya da yapacağım işi önce ben sevmeli,istemeli ve beğenmeliyim.Zorla yaptığım işten pek hayır gelmez:p
5)Elişi türünden yarım işi hiç sevmem..Birini bitirmeden asla diğerine başlamam..
6)Evdeki eşyaların yerini değiştirmek konusunda ciddi takıntılıyım..mesela oturma odasında ki koltukları 1 aya yaklaşmadan değiştiririm..sürekli eşyaların yerinin değişmesinden sıkılan eşim, elinde olsa sen evin yerini de değiştirirsin der:)) Ama ne yapayım,çok mutlu oluyorum değişince..farklı bi ortama girmiş gibi oluyorum:p
7)Paylaşmayı ve yardımlaşmayı ne kadar sevsem de;özel eşyalarımın kullanılmasını pek sevmem...
Liste uzayıp gidecek..Amanın ne takıntılı insanmışım:sNeyse bu kadar kafii sanırım..Bende sevgili Hacer'i ve Arzu'yu sobeliyorum..
Uzun zamandır blogumu güncelleyemiyorum..Bu durum daha böyle devam edecek gibi..Şu an Trabzon'dayım.Ailemize yeni bir bebek katıldı.Hem erken doğdu hem de çok küçük:(Annesine ve bebeğe dualarınızı lütfen esirgemeyin..Şimdiden Allah cc. razı olsun:)
Herkese hayırlı tatiller...
1)Öncelikle bende de kahverengi takıntısı vardır.Kıyafetlerimin % 80'i kahve tonlarındadır.Bu yüzden kayınvalidem bana kızar;kendini illa yaşlıya çeviriyorsun, diye:)
2)Kıyafetlerden konu açılmışken,çamaşırları kesinlikle gece dışarda bırakmam..Kışın hava kirliliğinden zaten evde kuruturum,yazın ise gece yıkasam bile sermek için sabahı beklerim...huy işte:p
3)Simetriye çok dikkat ederim..Herşey belli bir düzende ve de şekilde olmalı...Yoksa gözüme batar durur...
4)Yaptığım ya da yapacağım işi önce ben sevmeli,istemeli ve beğenmeliyim.Zorla yaptığım işten pek hayır gelmez:p
5)Elişi türünden yarım işi hiç sevmem..Birini bitirmeden asla diğerine başlamam..
6)Evdeki eşyaların yerini değiştirmek konusunda ciddi takıntılıyım..mesela oturma odasında ki koltukları 1 aya yaklaşmadan değiştiririm..sürekli eşyaların yerinin değişmesinden sıkılan eşim, elinde olsa sen evin yerini de değiştirirsin der:)) Ama ne yapayım,çok mutlu oluyorum değişince..farklı bi ortama girmiş gibi oluyorum:p
7)Paylaşmayı ve yardımlaşmayı ne kadar sevsem de;özel eşyalarımın kullanılmasını pek sevmem...
Liste uzayıp gidecek..Amanın ne takıntılı insanmışım:sNeyse bu kadar kafii sanırım..Bende sevgili Hacer'i ve Arzu'yu sobeliyorum..
Uzun zamandır blogumu güncelleyemiyorum..Bu durum daha böyle devam edecek gibi..Şu an Trabzon'dayım.Ailemize yeni bir bebek katıldı.Hem erken doğdu hem de çok küçük:(Annesine ve bebeğe dualarınızı lütfen esirgemeyin..Şimdiden Allah cc. razı olsun:)
Herkese hayırlı tatiller...
Perşembe, Mayıs 24, 2007
DÜŞMANLARIMIZ?!!
Kime sorsanız," düşmanım olmasını istemem" der..Yakın zaman kadar ben de öyle düşünüyordum..Kim ister ki, düşmanı olsun:p Yalnız unutmamalıyız ki,"herşey de bir hayır vardır."
Düşman farsça bir kelime olan, düşt'ten türemiş,kötü, içi kara ve uğursuz anlamlarında olan bir sözcüktür.
Düşmanlar dost kadar insan hayatında önemlidir.Düşman olmasa insanalr günlük hayatlarında daha kararlı,daha dingin,daha sabırlı;kısaca daha güçlü olmayı öğrenemezlerdi.Kendisi için istediğini senin için istemiyorsa;kendisi için istemediği şeyi senini için istiyorsa o düşmandır;Dikkat!!!Zayıf olduğunuz her durumda size zarar vermek için tetikte bekliyor demektir.
İyiliğimizi istemeyen yabancıların düşmanlıklarından başka ;zaman zaman en sevdiklerimizin de düşmanca duygularıyla karşılaşırız.Kırıcı,yok edici edici duygular istediği oyuncağı almadığımız çocuğumuzdan,bencilliğin kuyusundaki karanlıktan yanıbaşında ki sevgili eşini göremeyen kocalarımıza ve ya hanımlarımıza kadar herkesi zaman zaman ele geçirir.Düşmanlıktan fayda sağlamak bilge kişinin başarısıdır.Madem düşmansız olmak mümkün değil,düşmandan fayda sağlamayı bilmeli!...
Düşmanlarımız, dostlarımız gibi iyiliğimizi ve güzelliğimizi istemezler.Açığımızı kollamak için devamlı bizi takip ederler.Öyleyse düşmanlarımız merakla bizi izliyorlar,mutlaka kendi kendimize göz kulak olmamız gerekiyor.Bu dikkatlilik yavaş yavaş erdeme dönüşür.Rekabet ahlaki bir çabadır.
Ahmaklar dostluklarını bozar,oysa sağduyu sahipleri düşmanlıkları bile kazanca çevirmeyi bilir.Çünkü bin dost,bir düşmandan çoktur.Marifet kazanmaktır,kaybetmek değil...
Düşmanlığın en zarar verici yönü eğer dikkat edilirse en kazançlısı haline gelir.
Düşmanın senin tüm adımlarını dikkatle izleyecek şekilde ayarlar kendini;en küçük bir zayıf noktanı kollar hayatının çevresinde pusuda bekler.Gözlerini senden ayırmaz.
Bunun bilinci ile;hareketlerimizin sonuçlarına daha ihtiyatlı ve ölçülü bakmalıyız.Kötülüğün bir özelliğide,hatalı davranıldığında dostlardan çok düşmanlardan utanılmasıdır.Düşmanlarımızın kıskançlığı bizim ihmarkarlığımızı dengeler.Üstelik ahlak bakımından tam bir olgunluğa erişerek düşmanımızı kedere boğar,faydalı bir öç alırız.
Düşmanıma karşı kendimi nasıl savunacağım??
Kendini erdemli kılarak.Konuşmalarında hakkaniyet,sağduyu,nezaket,dürüstlük,davranış ve hareketlerinde doğruluk ve edep göstererek...
Düşman kazanmamak için temel taktik de şudur:
"Hiç kimseye olduğundan ne daha az,ne de fazla değer ver."
Genç Beyin
Umarım; ben de olduğu gibi sizlerde de, yeşil ışık yakan bir bilgi olur:)
Düşman farsça bir kelime olan, düşt'ten türemiş,kötü, içi kara ve uğursuz anlamlarında olan bir sözcüktür.
Düşmanlar dost kadar insan hayatında önemlidir.Düşman olmasa insanalr günlük hayatlarında daha kararlı,daha dingin,daha sabırlı;kısaca daha güçlü olmayı öğrenemezlerdi.Kendisi için istediğini senin için istemiyorsa;kendisi için istemediği şeyi senini için istiyorsa o düşmandır;Dikkat!!!Zayıf olduğunuz her durumda size zarar vermek için tetikte bekliyor demektir.
İyiliğimizi istemeyen yabancıların düşmanlıklarından başka ;zaman zaman en sevdiklerimizin de düşmanca duygularıyla karşılaşırız.Kırıcı,yok edici edici duygular istediği oyuncağı almadığımız çocuğumuzdan,bencilliğin kuyusundaki karanlıktan yanıbaşında ki sevgili eşini göremeyen kocalarımıza ve ya hanımlarımıza kadar herkesi zaman zaman ele geçirir.Düşmanlıktan fayda sağlamak bilge kişinin başarısıdır.Madem düşmansız olmak mümkün değil,düşmandan fayda sağlamayı bilmeli!...
Düşmanlarımız, dostlarımız gibi iyiliğimizi ve güzelliğimizi istemezler.Açığımızı kollamak için devamlı bizi takip ederler.Öyleyse düşmanlarımız merakla bizi izliyorlar,mutlaka kendi kendimize göz kulak olmamız gerekiyor.Bu dikkatlilik yavaş yavaş erdeme dönüşür.Rekabet ahlaki bir çabadır.
Ahmaklar dostluklarını bozar,oysa sağduyu sahipleri düşmanlıkları bile kazanca çevirmeyi bilir.Çünkü bin dost,bir düşmandan çoktur.Marifet kazanmaktır,kaybetmek değil...
Düşmanlığın en zarar verici yönü eğer dikkat edilirse en kazançlısı haline gelir.
Düşmanın senin tüm adımlarını dikkatle izleyecek şekilde ayarlar kendini;en küçük bir zayıf noktanı kollar hayatının çevresinde pusuda bekler.Gözlerini senden ayırmaz.
Bunun bilinci ile;hareketlerimizin sonuçlarına daha ihtiyatlı ve ölçülü bakmalıyız.Kötülüğün bir özelliğide,hatalı davranıldığında dostlardan çok düşmanlardan utanılmasıdır.Düşmanlarımızın kıskançlığı bizim ihmarkarlığımızı dengeler.Üstelik ahlak bakımından tam bir olgunluğa erişerek düşmanımızı kedere boğar,faydalı bir öç alırız.
Düşmanıma karşı kendimi nasıl savunacağım??
Kendini erdemli kılarak.Konuşmalarında hakkaniyet,sağduyu,nezaket,dürüstlük,davranış ve hareketlerinde doğruluk ve edep göstererek...
Düşman kazanmamak için temel taktik de şudur:
"Hiç kimseye olduğundan ne daha az,ne de fazla değer ver."
Genç Beyin
Umarım; ben de olduğu gibi sizlerde de, yeşil ışık yakan bir bilgi olur:)
Cuma, Mayıs 18, 2007
BLOGUM 1 YAŞINDA!!

HİÇ FARKINDA DEĞİLİM:) MEĞER 2 GÜN EVVEL, YANİ 16 MAYIS'TA BLOGUM 1 YILINI DOLDURMUŞ.
BLOG ALEMİNİN; BANA OLUMLU, ÇOK ŞEYLER KATTIĞINI SÖYLEMELİYİM.AKLIMA GELİP DE ARAŞTIRMAYACAĞIM KONULARI, BLOG SAYFALARIN DA ŞAHİT OLUP ÖĞRENDİM.HOŞUMA GİTMEYENLER DE OLDU.LAKİN, KÖTÜYÜ ÖĞRENMEDEN İYİNİN KIYMETİNİ ANLAYAMAYIZ... DEĞİL Mİ?
İNŞAALLAH BLOGUMU ZİYARET EDENLERİ KÜÇÜK DE OLSA BİLGİLENDİRMİŞ VE HOŞNUT AYRILMALARINI SAĞLAMIŞIMDIR.İÇİ BOŞ BİR KABIN FAYDASIZLIĞI GİBİ ETKİSİZ OLMAK İSTEMEM.
ZAMAN ZAMAN DURAKLAMAYA UĞRASA DA ,BU ALEMDE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ.
VESSELAM!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

